Akşam eve geliyorsunuz. Çocuğunuz koltukta, elinde tablet. "İngilizce çalışıyorum" diyor. Ekranda renkli bir oyun, bir şeyler zıplıyor. İçinizde iki ses konuşuyor; biri "en azından İngilizce" diyor, öteki "yine ekran".
İkisi de haklı olabilir. Çünkü mesele ekranın kendisi değil, ekranda ne olduğu.
Oyunla kelime öğrenmek gerçekten mümkün mü?
Mümkün. Hatta bazı yönlerden defterden daha etkili. Oyun aynı kelimeyi çocuğa sıkılmadan tekrar ettirebilir. Çocuk yanlış yapınca kimse gülmez, yeniden dener. Doğru yapınca anında karşılığını görür.
Bir de zamanlama var. Yeni öğrenilen kelime birkaç gün içinde tekrar karşımıza çıkmazsa unutulur. İyi bir uygulama kelimeyi tam unutulacağı sırada yeniden sorar. Defterle bunu yapmak neredeyse imkansız; hangi kelimenin ne zaman uçacağını kimse elle takip edemez.
Yani ekran, kelime öğrenmek için kötü bir yer değil. Doğru kurulmuşsa iyi bir yer.
Peki oyalanma neye benziyor?
Sorun şu: oyalanma da dışarıdan öğrenmeye benziyor. Çocuk ekrana bakıyor, parmağı çalışıyor, arada İngilizce kelimeler akıyor. Ama dikkat kelimede değil; puan tablosunda ve açılmayı bekleyen yeni kostümde.
Basit bir işaret: çocuk oyundan çıkınca size neyi anlatıyor? "Bugün meyve kelimelerini bitirdim" mi, "serim 40 güne çıktı" mı? Seri kötü bir şey değil, devam etme isteği verir. Ama konuşulan tek şey seriyse, kelimeler yolda bir yerde düşmüş demektir.
Uygulamanın iyisini dışarıdan nasıl anlarım?
En iyi yöntem, oyunu beş dakika kendiniz oynamak. Şunlara bakın:
- Kelime tekrar karşınıza çıkıyor mu, yoksa bir kez gösterilip geçiliyor mu? Tek görüşte kalan kelime kalıcı olmaz.
- Kelimeyi hatırlamanız mı isteniyor, yoksa sadece eşleştirmeniz mi? Hatırlamak zordur; öğreten de o zorluktur.
- Yanlış cevapta ne oluyor? İyisi, yanlışı cezaya değil tekrar fırsatına çevirir.
- Sürenin çoğu soruda mı geçiyor, ödül animasyonlarında mı?
Yarısı konfeti izlemekle geçtiyse cevabınızı almışsınız demektir.
Süre sınırı koymalı mıyım?
Rahat olun, koyun. Kelime öğrenmek uzun oturum istemez. Günde on, on beş dakika ama her gün: bu düzen, hafta sonu yapılan bir saatlik tek oturumdan daha fazla kelime bırakır. Beyin kısa ve sık tekrarı sever.
"Çok oynasın da çok öğrensin" hesabı bu yüzden tutmaz. Kırk beş dakikadır tablette olan çocuk büyük ihtimalle son yarım saattir kelime görmüyordur; oyun oynuyordur. Süreyi kısarken kötü bir şey yapmıyorsunuz.
Kelime ekrandan çıkıyor mu?
En sağlam ölçüt bu. Öğrenilen kelime ekranda kalmaz, hayata sızar. Çocuk sofrada "apple" deyip kendi kendine gülüyorsa, çizgi filmde tanıdığı bir kelimeyi duyunca dönüp size bakıyorsa, iş oluyor demektir.
Yardım da edebilirsiniz, İngilizce bilmeniz gerekmez. "Bana da öğret" demeniz yeter. Çocuk kelimeyi size öğretirken bir kez daha öğrenir. Bildiği şeyi anlatmak da ona iyi gelir.
Açık konuşalım: bu blogu yazan ekip bir kelime uygulaması geliştiriyor. GetSpeakin'de veli olarak seri ya da elmas sayısı değil, çocuğunuzun bu hafta hangi kelimeleri öğrendiğini görürsünüz; uygulamayı böyle kurduk. Ama hangi uygulamayı seçerseniz seçin, yukarıdaki ölçütler değişmez.
Bu akşam için küçük bir test
Çocuğunuz uygulamayı kapattıktan on dakika sonra tek bir soru sorun: "Bugün öğrendiğin bir kelimeyi söyler misin? Ne demekti?"
Cevap bir kelimeyse, ekrandaki şey işini yapıyor. Cevap puan ya da seviyeyse telaş yok; birkaç akşam daha aynı soruyu sorun. Üç akşam üst üste kelime çıkmıyorsa mesele ekran süresi değil, ekrandaki uygulamadır.
İlgili yazılar: oynarken gerçekten öğreniyor mu
Sınıfınızda deneyin. GetSpeakin her cevabı okur ve çocuğun gerçekten çalışması gereken kelimeleri önüne koyar. Okulunuz için demo planlayın.