Blog

Veliler İçin

Çocuğunuz İngilizce Kelimeleri Neden Unutuyor?

4 dk 29 Ağustos 2026

Salı akşamı kelime sınavına birlikte çalıştınız. Çarşamba günü tam puan. İki hafta sonra aynı kelimeleri sordunuz, çocuğunuz boş boş baktı.

Bu sahne hemen her evde yaşanıyor.

"Çalıştı, öğrendi, sonra unuttu. Çocuğumda mı bir sorun var?"

Hayır. Beyin böyle çalışıyor. Yeni öğrenilen bilgi kullanılmadıkça siliniyor ve en hızlı kayıp ilk günlerde oluyor; sınavın ertesi günü bile kelimelerin bir kısmı gitmiş oluyor. Tembellikle veya kötü hafızayla ilgisi yok. Herkeste böyle. Lise İngilizcenizden aklınızda ne kaldığını bir düşünün.

"Unutma eğrisi diye bir şey duydum. Nedir bu?"

Fikir basit: bir şeyi öğrendiğiniz an hafızanız en güçlü halinde, zaman geçtikçe bilgi soluklaşıyor. Bunu grafiğe dökerseniz aşağı inen bir eğri çıkar, adı da buradan geliyor.

Güzel tarafı şu ki her tekrar bu eğriyi yukarı çekip düşüşü yavaşlatıyor. Kelimeyi ikinci kez gören çocuk daha yavaş unutuyor, üçüncü kez görünce daha da yavaş, bir noktadan sonra kelime artık kalıcı. Çocuğunuz "apple" kelimesini bu yüzden unutmuyor: o kelime karşısına yüzlerce kez çıktı.

"O zaman neden okul yetmiyor?"

Okulda kelimeler genelde toplu halde ve tek seferde geliyor. Ünite bitiyor, yenisi başlıyor, eski kelimelere dönüp bakmaya pek fırsat kalmıyor. Öğretmenin suçu değil, müfredat yoğun. Ama unutma eğrisi kimseyi beklemiyor; ünite 3'ün kelimeleri, ünite 5'e gelindiğinde çoktan solmaya başlamış oluyor.

Yani eksik olan tekrar değil, tekrarın zamanlaması.

"Doğru zaman ne demek? Her gün tekrar etse olmaz mı?"

Her gün aynı listeyi baştan okumak hem yorucu hem verimsiz. Aralıklı tekrar daha iyi çalışıyor: kelimeyi tam unutmaya yakınken hatırlamaya çalışmak, hafızayı en çok güçlendiren şey. Zorlanarak hatırlanan kelime, kolayca okunup geçilenden çok daha kalıcı.

Pratikte şöyle: yeni kelimeyi ertesi gün sorarsınız, üç gün sonra bir daha, bir hafta sonra bir daha. Aralar gittikçe açılır. Çocuk her seferinde hatırlıyorsa iş tamam.

"Benim İngilizcem yok. Evde nasıl yardım edeyim?"

İngilizce bilmenize gerek yok. Öğretmeyeceksiniz, soracaksınız.

En işe yarayan yöntem rolleri değiştirmek. "Bugün öğrendiğin üç kelimeyi bana öğretir misin?" deyin, çocuğunuz size öğretsin. Anlatmak, okumaktan çok daha güçlü bir tekrar. Üstelik öğretmen koltuğuna oturmak çocukların çoğunun hoşuna gidiyor.

Birkaç somut fikir daha:

  • Akşam yemeğinde tek soru: "Bugünün kelimesi ne?" Türkçesiyle birlikte söylesin.
  • Kelimeyi bir cümle içinde kullanmasını isteyin. Saçma cümle de olur, hatta saçması daha iyi akılda kalır.
  • Arada geçen haftanın kelimelerinden birini sıkıştırın: "Geçen hafta öğrendiğin şu kelime neydi?" Bu, aralıklı tekrarın ta kendisi.
  • Buzdolabına üç kelimelik küçük bir not asın, hafta sonu yenileyin.

"Kelime defteri tutuyor. Yeterli değil mi?"

Defter iyi bir başlangıç ama tek başına yetmiyor, çünkü deftere bakmak pasif bir iş. Göz kelimeyi görüyor, beyin "biliyorum bunu" deyip geçiyor. Halbuki bilmekle hatırlamak ayrı şeyler.

Şunu deneyin: defter kapalıyken sorun. "Kitabın İngilizcesi neydi?" Çocuk cevabı kendi hafızasından çekmeye çalışsın. Bulamazsa deftere baksın, sorun yok. Önemli olan önce denemesi.

"Bunların hepsini takip edecek vaktim yok."

Çok normal. Hangi kelime ne zaman soruldu, hangisinin tekrar vakti geldi, bunları elle takip etmek zor. GetSpeakin'i de tam bu yüzden böyle kurduk: uygulama her kelimenin tekrar zamanını kendisi hesaplıyor ve doğru günde çocuğun karşısına çıkarıyor. Ama uygulama olsun ya da olmasın temel fikir aynı: kısa tekrarlar, gittikçe açılan aralıklar.

Bu akşam ne yapabilirsiniz?

Küçük başlayın. Yemekte çocuğunuza şunu söyleyin: "Bu hafta okulda öğrendiğin üç İngilizce kelimeyi bana öğretir misin?" Kelimeleri bir kağıda yazıp buzdolabına asın. Pazar günü aynı üç kelimeyi bir daha sorun. Hatırladığını görmek ikinize de iyi gelecek.

İlgili yazılar: işe yarayan ezberleme teknikleri · günde 12 dakikalık ev rutini


Sınıfınızda deneyin. GetSpeakin her cevabı okur ve çocuğun gerçekten çalışması gereken kelimeleri önüne koyar. Okulunuz için demo planlayın.